Date Archives

Şubat 2019

TEKNOLOJİ EVRİMİ

KİTAP

Eğer bugüne kadar haberdar olmadıysanız ve okuma fırsatı bulamadıysanız ısrarla tavsiye edeceğimiz kitaplardan biri. Kitabı bu kadar ilginç ve okunmaya değer kılan şey belki de sorgulayıcı ve okuyucuyla birlikte yanıt bulucu tavrıdır. George Basalla, Harvard Üniversitesi Bilim Tarihi bölümünde doktorasını verdikten sonra aynı üniversitede öğretim üyeliği de yapmış. TEKNOLOJİ EVRİMİ, halen Deleware Üniversitesi’nde tarih profesörü olan Basalla’nın bilim tarihiyle ilgili yaptığı tüm çalışmalarının bir özeti niteliğindedir ve bilimle ilgili herkesin kitaplığında yer alması gereken bir kitaptır.

Yazar bu kitapta teknolojik gelişimi; toplumsal, kültürel, bilimsel, askeri ve antropolojik yönleriyle ele alıyor:

“…insanın kendi elleriyle kurduğu dünya, temel insani ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli olandan çok daha fazla bir ürünler çeşitliliği içermektedir. Bu çeşitlilik, teknolojik evrim sonucu olarak tanımlanabilir; çünkü insanın ürettiği şeylerin sürekliliği, mevcudiyetini korumakta, yenilik, insanın kendi elleriyle kurduğu dünyanın temel bir parçası olmakta ve ayıklanma süreci de, çoğalma ve ürünler arasında seçim yapmak amacıyla işlerlik göstermektedir.” George Basalla, Teknolojinin Evrimi,

Basalla, Teknolojinin Evrimi kitabında, teknolojik değişimler nasıl ve neden gerçekleşmektedir sorusunun yanıtını üç ana yoldan çıkarak yanıtlamaktadır: Çeşitlilik, gereksinim ve teknolojik evrim.

Çeşitlilikle ilgili olarak, neden bu kadar çeşitlilik olduğu sorgulanmakta; gereksinim konusunda icad için ihtiyacın önemi vurgulanmakta; teknolojik evrim de ise her ürünün ortaya çıkış, süreklilik ve ayıklanarak kullanımdan kalkma sürecinin gerçekleştiği belirtilmektedir. Tabii tüm bu veriler tarihselcilik anlayışı içinde detaylandırılarak  ve örnek gösterilerek anlatılmaktadır.

Kitapta ayrıca teknolojik gelişmeler konusunda psikolojik ve düşünsel etkenleri vurgularken; hiçbir toplumun var olan bütün teknolojisini kendisi üretecek şekilde yalıtılmış ve güçlü olmadığı, toplumların seyahat, ticaret, göç, savaş ve keşif gibi olgularla birbirleriyle etkileşim halinde oldukları vurgulanıyor. Tarihsel süreç içerisinde bu etkileşimlerden örnekler ortaya konuyor.

Ve önemli bir değerlendirme yapılarak bilim ve teknoloji ilişkisi şu şekilde özetleniyor:

Bilim ürünün fiziksel ihtimal sınırlarını belirleyebilir ama nihai şeklini tanımlayamaz,

Teknoloji alanında yeniliği özendiren bilimsel bilgi her zaman yeni olmak zorunda ya da katıksız olmak durumunda değildir,

Bilim ile teknoloji arasında ilişki karmaşıktır ve basite indirgenmesi mümkün değildir.

Yazar tarihsel süreç içinde yukarda belirttiğimiz üç temel noktaya ulaşmaya çalışırken,   teknolojik buluş birkaç dâhinin eseri midir, yoksa birçok bileşeni olan karmaşık bir toplumsal süreç midir? Watt, Bell, Edison, Maxwell, Hertz, Marconi, Wright kardeşler gibi öncüleri ortaya çıkaran motivasyonlar ve koşullar nelerdi? Doğu ile Batı’yı birbirinden ayıran bilimsel ve teknolojik uçurumun kaynağı nedir? Neden matbaa, barut ve pusula ilkin Çin’de ortaya çıktığı halde Batı’daki gibi bir kültürel ve teknolojik değişime yol açmadı? Nükleer enerjinin, bilişim ve iletişim teknolojilerinin, robotların ve biyoteknolojinin bizleri yüce bir mutlu geleceğe taşıyacağına inanmış kişilerin umutları doğru, sahici bir temele dayanan bir umut mu, yoksa dinî kimi duygu, inanç ve beklentileri ikame eden zamana özgü bir hurafe mi? sorularını da hem soruyor hem de okuyucuyla birlikte yanıtlıyor.

Keyifli okumalar

TESLA: MASKELERLE ÇEVRİLİ BİR HAYAT

Nikola Tesla, kapitalizmin ve kapitalist düzen kölelerinin engelleri yüzünden değeri bilinmemiş bir bilim adamıdır. Bir mucittir. Bir dehadır. Sırp yazar Vladimir Pistalo’nun kitabı “Tesla: Maskelerle Çevrili Bir Hayat”, Nikola Tesla’nın ne denli değeri bilinmemiş bir deha olduğunu okuyucuya sunmaktadır.

Maskelerle Çevrili Bir Hayat

Babası rahip Milutin Tesla’nın bir sözü vardır, “İnsan beyni pragmatiktir, bir nevi makine esasında. Yayı alıp enstrüman gibi çalabilirsin fakat aynı şeyi testere için yapamazsın. Testere ağaç kesmek içindir.”

Babası gibi felsefeyle içiçeydi Nikola. Çok okurdu.

Nikola’nın bilim aşkı, kuzenleriyle birlikte günün birinde kartopu oynamaya gittiklerinde başladı. Kuzenleri küçük kartopu yapıp yokuş aşağı saldıklarında kartopları fazla ağırlaşmadan duruyordu. Nikola’nınki büyüdü, büyüdü, taşı toprağı da kendine ekleyerek çığ yarattı. Nikola mest oldu. Kendinden geçti bu doğal güç salınımı karşısında.

Korku

Nikola’nın abisi Dane, Nikola küçük yaştayken merdiven boşluğuna düşüp ölmüştü. Ölüm sırasında kardeşini parmakla gösteriyordu. Korku, onun etrafını sarmıştı. Bu olay, hayatı boyunca onu saracaktı.

İlham

İlham geldiği dakikalarda Nikola yıldırım çarpmış gibi oluyor, sinir uçları parıldıyordu. Nikola için bilim aşktı.

Gençlik Hayatı

Nikola Tesla, üniversite yıllarında içki ve kumara düşkündü. Bilardo, kart oyunları, içki yarışları sürekli yaptığı şeylerdi. Yakın arkadaşı Antal Szigety ile sürekli bu ortamlarda bulunurlardı. Sonradan birtakım olaylar sonucunda bıraktı bu ortamları.

Edison’u Aramak

Edison’un adını duymuştu. Teoride keşfettiği “Alternatif Akım” projesi ile Edison’un yanına doğru yola koyulmuştu. Edison’la tanıştı. Tanıştığı kişi zengin, kimsenin karşısında duramadığı Edison’du. Arkası sağlam. Projeyi anlattı, destek istedi, Edison onu test amacıyla birtakım zor işlere gönderdi. Belli bir para karşılığında. Tesla hepsini çözdü ama karşılığını alamadı. O an çıktığı bu yolda yalnız olduğunu anladı, Edison artık rakibi olmuştu.

Edison’un ampulleri, cızırdayan, pahalı, lükstü. Tesla’nın gerçek projelerine başlamadan önce ürettiği formalite ampuller bile, cızırdamaz, kısılmaz, tüm şehri güzellikle aydınlatırdı. Bu yüzden diyorum sevgili okur, Edison bir iş adamı, Tesla ise ampulun ve “elektriğin” gerçek mucididir.

Destek Aramak

Edison rakip haline gelince birçok yatırımcı aradı kendine. En sonunda George Westinghouse ile anlaştı. O destekle projelerini geliştirmeye devam etti. Çok yoğun bir tempoyla çalışıyordu. Hayatı, aşkı, nişanlısı, projeleriydi. Bilimdi.

“Birey adına bazen zor olsa da, rekabet yasası, insan ırkı adına en iyisidir. Her alanda en güçlü olan ayakta kalır.”       -Andrew Carnegie

Yalnızlık

Abisi küçük yaşta ölmüştü. Amerika’ya geldiği senelerde babası öldü. Sonraki senelerde annesi öldü. Kız kardeşleri hiç arayıp sormuyordu. Destek aradığı zamanlarda da yakın dostu Szigety öldü. Kadınlara düşkün biriydi. Kadın ortamında kokoini fazla almıştı ve otel odasında ölü bulunmuştu. Tesla için yalnız başlıyordu.

Gösteri

“Etrafımızdaki her şey dönüyor, her şey hareket halinde, enerji her yerde.” -Nikola Tesla, Mayıs 1891

Tesla’nın gösterilerinden birinde yaptığı şey, bobininin Faraday kafesi içinde saçtığı şimşeklerin içinde hiçbir şey olmuyor gibi gezinmesiydi. Tesla’ya en ufak bir şey olmamıştı o şimşekler o vücudun içinde gezinirken.

Westinghouse desteğiyle fuar yaptı. Elektrik fuarı. Her yerde çakan şimşekler, gezinen elektrik yılanları ve bunların içinde yürüyen insanlar. Tesla Edison’a meydan okuyordu.

Tesla Mark Twain ile sıkı arkadaştı.

Felaket

1895’te Tesla’nın şehirdeki laboratuvarı tahrip oldu. Sadece Tesla için değil, dünya çapında bir felaketti.

“Emniyet saplantımızdan dolayı zihinsel bir köleliğe itiliyoruz.”

Yeni laboratuvarının inşasında şöyle bir söz söyledi Nikola Tesla:

“Her halükarda da tatmin olmayacaksam mantıklı davranmak ne işime yarayacak ? Kablosuz mesaj iletimi herkes için mucizevi bir şey. Fakat ben ne diyorum ? Diyorum ki, retina üzerine düşen imgeler, yani rüyalarımız, kaydedilebilip telefon aracılığıyla iletilebilecek. Electrical Review’da yayımlanan makalemde enerjinin hem partiküllerin hem de maddenin özelliklerini taşıdığını öne sürdüm. Mesajları, imgeleri ve enerjiyi ileterek karşılığında dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir cihazın volanını döndürebileceğim. Melodileri ileteceğim ben.”

Çağının adamı değil bu adam.

Neden evlenmediği sorulduğunda “Tek aşkım bilim.” diyordu Tesla.

Stevan Prostran’a anlatıyordu: “Buradan, arabalara ve gemilere kablosuz elektrik aktarımı yapacağız. Yapay şimşeklerle yağmur yağdırıp ampul yakılmış gibi gökkubbeyi aydınlatacağız…” Size günümüzdeki bir projeyi anımsattı mı ?

“…Bir de ek olarak gezegenler arası iletişim ve uluslararası zaman ölçümü için aparatlar ekleyeceğiz. Yalnız kabloları değil gazeteleri de ortadan kaldıracağız. Kimse kullanmaz olacak çünkü. Herkesin elinde kendi haberlerini yayınlayacağı ucuz aletler olduktan sonra ortada gazete kalır mı ?”

“Elektriğin yer altından iletilmesiyle güç kaynaklarını tekellerinde bulunduran herkesin sonu gelecek.” Tesla bu yüzden kaybetti. Tekelciler, kapitalistler, bilimin ucuz ve bedava kısmını değilde para yapan kısmını kullanıyorlardı. Tesla herkese bedava elektrik vermek istediği için kaybetti.

Wardenclyffe Projesi ile nobele layık görüldü Edison’la birlikte. Kabul etmedi. Marconi ve Edison onun fikirlerini çalmışlardı ama onun umrunda değildi. Onun derdi yaptığı şeylerdi.

Sahtekar değilim çünkü

Tesla söylendi, elektrik çağının babası olarak anılmayı herkesten çok kendisi hak ediyordu. Sordular: “Neden öyle anılmıyorsunuz ?”

“Sahtekar değilim çünkü. Ne para umrumda ne şöhret.”

Yalnızlık

Ölümü yaklaştı, otelinin odasında tek başınaydı. Arkadaşları, ailesi, hiçbir şeyi yoktu. Projesi geçen senelerde tahrip olmuştu. Projesi onun her şeyiydi. Her şeyi bitmişti. Ölüme yaklaştı, hiçbir şeyin değeri olmadığını anladı.

Öyle ya, insan çâre olamazdı…

Bilirsiniz Dünya; fazlaca meşakkatle doldurulmuş, İçinde rahatın çok az olduğu, Nefes almak için bazen oksijenin de kâfî gelmediği, Bir imtihan alanından başkaca bir yer değildi… Gözlerini burada açıvermiş her insan kendisini bu kargaşanın içinde bulacaktı.

Öyle ya , burası cennet de değildi. Her gönlümüzün arzu ettiği oluveremezdi. Her bir doğum bana bu içinden çıkılamaz serüvenin nasıl hızla başladığını, Telaşlı telaşlı koşuşturan insanların nasıl bir akibete koştuklarını, Ben oldum demenin Ben geldim demenin Ben sevdim demenin Ve dahi başında ” ben ” olan her hecenin sonunun nasıl kesildiğini göstermek için yeterdi…

İnsan, hayatı yalnızca anlatmakla yaşadım sanıyor .. Dile dökmenin acıyı iliklerinde hissetmekle eşdeğer olduğunu varsayıyor. Tecrübe edilmeyen her halin izâhı’nın da manasının da nakıs olduğunu unutuyor. ,

Öyle ya , insan çâre olamazdı.

Çâre Allah’tı…

Doktor çâre bulamazdı, Çâre Allah’tı… Çâre dünyada aranmazdı,

1
Merhaba
Size nasıl yardımcı olabilirim
Powered by