Date Archives

Nisan 2019

E-Ticaret’te Pazaryeri

E-Ticaret’te Pazaryeri çözümü, e-Ticaret sitesi açmak için gerekli yatırım maliyetlerini yapmak istemeyen ve büyük kitlelere ulaşmak isteyen satıcıların e-Ticarete girmesini kolaylaştıran son yılların en çok ilgi çeken iş modelidir. Türkiye’de e-Ticaret sektörü geliştikçe, yeni ve farklı iş çözümleri ortaya çıkıyor. Yatay satış yapan e-Ticaret siteleri, dikey satış yapan e-Ticaret siteleri derken, son dönemin gözdesi Marketplace, yani Pazaryeri çözümü oldu.

Pazaryeri (Marketplace) Çözümü Nedir?

Pazaryeri, firmaların kendi mağazalarını kiraladığı ve ürünlerini ya da hizmetlerini tüketicilere sundukları sanal bir alışveriş platformudur. Satıcı, ürünleri fotoğrafları ve özellikleriyle ekler, ürün bazında fiyatları belirler ve bu ürünleri müşterilerin beğenisine sunar. Tüketiciler de bilgisayarlarının başından kalkmadan farklı kategorideki ürünleri kıyaslayarak, uygun fiyat avantajları ile satın alır.

Pazaryeri Çözümünün Avantajları Nelerdir?

Pazaryerleri sahip oldukları marka bilinirliği, sundukları güvenli alışveriş ortamı ve sağladıkları ödeme garantisi sayesinde tüketici ve satıcı gözünde güvenilir ve tercih edilir hale geliyor. Aynı zamanda, satıcılar için mesafe sınırlarını ortadan kaldırarak, daha büyük kitlelere erişim imkânı sağlıyor. Tüketicilerin de güvenli ortamda, pek çok tedarikçinin ürünlerini karşılaştırarak satın alma imkânı sunuyor.

Satıcılar, Pazaryeri’nde mağaza açarak, hem daha fazla müşteriye ulaşıyor, hem de web sitesi kurmak ve bakımını sürdürmek için gerekli altyapı ve operasyon maliyetleri ödemek durumunda kalmıyor. Kendi E-Ticaret sitesine sahip satıcılar bile bazen daha fazla müşteriye ulaşabilmek için Pazaryeri projelerinde yer alabiliyor.

Günümüzde tüketiciler bilmedikleri e-Ticaret sitelerinde kredi kartı bilgilerini paylaşmayı pek tercih etmiyorlar. Pazaryeri sitelerinin müşterilere keyifli bir alışveriş deneyimi sunması, marka bilinirliği ve sağladıkları güvenli ödeme sistemleri müşterilerin kart bilgilerini de çekinmeden paylaşmasına yardımcı oluyor. Üstelik tüketiciler kampanyalardan yararlanıyor, ücretsiz kargo fırsatı ile alışverişini daha uygun fiyatlı şekilde tamamlıyor. Müşteriler ürün değişikliği veya iadesi gibi durumlarda doğrudan Pazaryeri Müşteri Hizmetleri ile iletişime geçiyor. Ürünün kusurlu çıkması gibi durumlarda Pazaryerlerinin sunduğu garanti ile parasını hemen iade alabiliyor.

Türkiye’deki mevcut uygulamalara bakıldığında, en büyüklerden olan Hepsiburada’yı duymayan yoktur. Türkiye’nin en büyük e-ticaret şirketi  Hepsiburada, aynı zamanda sunduğu Pazaryeri iş modeli ile online alışverişi geliştirmekte ve hizmet anlayışıyla fark yaratıyor. Hepsiburada’da şu anda 2 binin üzerinde kayıtlı mağaza bulunuyor. Aylık ziyaret sayısı Türkiye’nin en büyük alışveriş merkezinin 10 katından fazla, satıştaki tekil ürün sayısı 1.5 milyon adetlere ulaşıyor.

Yapay zekâ ve robotlar yeni sağlık sektörünü nasıl şekillendirecek

Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgesinde yer alan 12 ülkeden 11.000’i aşkın katılımcı ile hazırlanan Hangi doktor? Neden yapay zekâ ve robotbilim yeni sağlık sektörünü şekillendirecek? başlıklı araştırma tüketicilerin sağlık sektöründe yapay zeka ve robotlara ne kadar hazır olduğunu inceliyor. 

Araştırmanın sonuçlarında aşağıdaki bulgular ön plana çıkıyor:

  • Yapay zekâ ve robot kullanma isteği giderek artıyor, bu artışta temel etken sağlık hizmetlerinden daha kolay faydalanma.
  • Teşhis ve tedavinin hızı ve doğruluğu da, yapay zekâ ve robotbilime olan istekliliği artıran önemli bir faktör.
  • Daha fazla kullanım ve kabullenme için teknolojiye güven kritik önem taşıyor; ancak ‘insan ilişkileri’ sağlık sektörü deneyiminin kilit bileşeni olmaya devam ediyor.


Yapay zekânın geniş çapta kullanımı hastalar için maliyet tasarrufu sağlayabilir ve sağlık hizmetlerine yönelik etkinliği ve erişilebilirliği arttırabilir.

‘Sherlock sağlık sektörünü araştırıyor: Yapay zekâ Avrupa’daki sağlık hizmetleri harcamalarını azaltırken kalite ve verimliliği nasıl arttırabilir’ adlı rapor için Avrupa ülkelerindeki halka açık veriler incelenmiş ve yapay zekâ alanında aktif olan Avusturya, Almanya ve Hollanda’dan hastaneler, klinikler, ödeme kuruluşları ve teknoloji şirketleriyle görüşmeler yapılmıştır. Analizlerde, yapay zekâ uygulamasının analiz edilen üç hastalık için sağlık harcamalarındaki tahmini tasarruf miktarı ile bu hastalıkları önleme, teşhis ve tedavi açısından ne kadar etkili olduğu dikkate alınıyor.

Çocukluk çağı obezitesinin engellenmesi

Yapay zekâ kullanımı önümüzdeki on yılda 90 milyar avronun üzerinde tasarruf sağlayabilir. Bu tasarruf tahminine, daha düşük sağlık harcamaları nedeniyle ortaya çıkan faydaların yanı sıra, hastalık izinleri ve düşük verimin yol açtığı kayıplardaki düşüş de dâhil edilmiştir. Yapay zekâ, ayrıca, obeziteyi önlemek için kişinin kendi kendine takibinde verimliliğin artmasına da yardımcı olabilir.

Demans teşhisi

Yapay zekâ kullanımı, temel bakım seviyesindeki demans teşhisi oranını büyük ölçüde artırmasıyla önümüzdeki 10 yılda sağlık harcamalarında 8 milyar avroya kadar tasarruf sağlayabilir. Yapay zekâ hiçbir zaman net bir teşhis konulamayan demans hastalarına hizmet ederek, %90’a kadar doğruluk oranıyla teşhise yardımcı olabilir.

Meme kanseri teşhisi ve tedavisi

Yapay zekânın meme kanseri teşhis ve tedavisinde kullanımı en çok erken tanı ve tedaviye karar vermede yardımcı olacak. Geniş ölçekte kullanılırsa, önümüzdeki on yılda 74 milyar avroya kadar tasarruf sağlanmasına yardımcı olabileceği tahmin ediliyor.


‘İnsan Olmak’ peki ama nasıl?

Engin Geçtan’ın, samimi ve akıcı bir üslupla kaleme aldığı “İnsan Olmak” kitabı, kişinin kendisi ile yüzleşmesini ve “olmasını” sorgulayan ve bu konuda ipuçları veren kıymetli bir eser.

İnsan, varoluşuyla aykırılığı temsil etmektedir

Kapağında René Magritt’in Cam Anahtar adlı yapıtı üzerine yapılmış bir kolajın olduğu kitap insanın kendini anlamlandırması noktasında bir ders niteliğinde. René Magritt’in sürrealist çalışmalarının birçoğunda varoluşa yönelik bir algı olduğu fikrine sahip biri olarak kitaba yönelik ilgim kapağının sayesinde oldu. Kapağında bir dağın yamacında koca bir taş kütlesi ve üzerinde bir insan figürü var. Taş sanki ufak bir hareketle yerinden oynayacak gibi ama hangi yönde hareket edeceği oldukça belirsiz.İnsan da “olabilmek” gayesinde bir dağın yamacında ne yöne devrileceği belli olmadan duran bir taş kütlesi gibidir. Evet, bence insan, bu tabloda oradaki taştır. Aslında belki de kapaktaki kolajda var olan insan figürüne gerek yoktur. Taş, insanı simgelemektedir. İnsan yani taş, dağın yamacında dağdan bir parça gibi dursa da dünyada yani yamaçta, var oluşuyla aykırılığı temsil etmektedir. Aslında kitap da tüm bu tablonun yorumlaması üzerine dayandırılabilir. “İnsan Olmak”; kusursuz, robotik bir yaratık ütopyası değil, tam aksine belirsizliklerin içinde, düşe kalka bunu becerebilmektir.

Boş vaatler yok!

On üç bölümden oluşan kitapta insana dair birçok sorun ele alınmakta ancak “sen sorunlusun ve ben sana gül bahçesi vadediyorum” denmiyor. Bahsi geçen sorunlar herkeste görülebilir nitelikte olan şeylerdir. Sorunların nedenlerine değinen kitapta kişi kendinde var olan sorunların nelerden kaynaklanabileceğini buluyor. Yani boş vaatler yok. Klasik kişisel gelişim kitaplarından çok farklı bir tarzda sorunlar ve bunların nedenleri ele alınmış. Kişinin kendini tartması ve bir yere varması kitapta verilen bilgilerle mümkün görünüyor. Kitap; bir tanı, teşhis yapmaktan ziyade insanın düşünce yapısına esneklik ve olgunluk katıyor.

Değişimin öncüsü bireyin kendisidir

Bireyden başlayarak düşmanlık, değersizlik duygusu, kaygı, yalnızlık gibi konuların ele alındığı kitapta her bölüm, insana dair sorunların nelerden kaynaklanabileceğine ve sorunların kaynaklarının bilinmesiyle bunların üzerine gidilmesi sonucu “iyileşme” emaresini içeriyor. “İnsanın kendi içindeki kargaşa toplumsal kargaşadan daha ürkütücüdür” diyen yazar, her şeyin toplumun en küçük yapı taşı olan bireyle başladığını ve bireyin kendini düzeltmesiyle her şeyin düzeltilebileceğine değiniyor.Kitapta, büyük değişim için önce bireyin kendisini değiştirmesi gerekir, mesajı öne çıkıyor.

İnsan nasıl isterse öyle “olur”

“Dünyada iki tür insan vardır: yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler. Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler. Yaşamak, kendisi olabilmeyi ve yaşama etkin bir biçimde katılabilmeyi tanımlar. Bu, insanın kendi sorumluluğunu, bir başka deyişle, hayatına anlam katma sorumluluğunu içerir. Sorumluluğunu üstlenen kişi özgürdür. Özgür insan daha az korkar, onun için sevebilir!” diyen yazar, insanın seçimleriyle hayatına yön verdiğini ve seçimleri doğrultusunda yaşadığını belirtir. Ona göre; hayat, bir seçimdir. İnsan, farkında olarak veya olmayarak da olsa birtakım seçimler yapar. Netice itibariyle; insan, nasıl isterse öyle “olur”. Tabii seçimlerinin sonuçlarını da kabullenmesi koşuluyla!

1
Merhaba
Size nasıl yardımcı olabilirim
Powered by