Date Archives

Temmuz 2019

Çöle İnen Nur

“O’nu bu kez de benden dinleyin” N.F.K

“SEN OLMASAYDIN, SEN OLMASAYDIN, VARLIĞI YARATMAZDIM !”

“O ki olmasaydı, topyekün oluş olmayacaktı.

İşte O…

O kadar evvel ve o kadar üstün…

Bir arada sebep ve netice…

O Kİ, VARLIK O YÜZDEN”

Allah Resulünün mübarek hayatını anlatan Çöle İnen Nur, Siyer kitaplarının alışılmış anlatımlarından farklı bir üslubu yansıtıyor Eserin takdiminde bu farklılık şöyle ifade etmiştir:

‘Tefsir, Hadîs, siyer ve nakil olarak en emin kaynaklardan devşirili ve kaynaklarını tek tek göstermek tasasından uzak bu eser, ‘Başlangıç’ yazısında da belirtildiği gibi, sadece iman sahiplerine hitap edici, hiçbir aklî teftiş, tespit ve ispat gayretine düşmeyişi, mutlak ‘doğru’ üzerine hissî ve teessürî bir çatı kurucu ve eğer bir kıymeti varsa onu bu noktada toplayıcı bir denemedir; ve akla verdiği pay, onu bazı noktalarda yine akılla iptal etmekten ibarettir Bu bir ilim değil, sanat eseridir ve ilmin içini ve dışını tahkik selâhiyetinde olmadığı mukaddes kapıya, ancak, inanmış ve teslim olmuş sanat tavrıyla sokulmaktan başka çare yoktur’

 Kitaptan alıntılar:
•Zaten sensiz ve senden habersiz alınan nefes, varlığın değil, yokluğun soluğu…
•Allah Sevgilisinin Allah Sevgisi…
Kaleme, ölçüye sığar mı?
•İnsan ne aptaldır! Mucize içindeyken mucize bekler.
•Zaten O, Allah sevgisinin kapısı… O’nu seven Allah’ı sever.
•Merhamet, Merhamet, Merhamet… Âlemlere rahmet için gelenin başlıca şiarı… Hudutsuz acımak…
•Aşk ve muhabbete her şey dahildir.
•O akıl budalaları ki, gözün nasıl gördüğünü anlamadan gördüğü şeylere inanırlar•
•”Ateşin yakamayacağı tek şey, Aşk…
•”Allah sûrete ve mala bakmaz, kalbe ve işe bakar.”

Türkiye’de her bir veri ihlalinin ortalama maliyeti 11,15 milyon TL

IBM Güvenlik İş Birimi ve Ponemon Institute, veri ihlallerinin kuruluşlar üzerindeki maliyetini inceleyen yıllık araştırmasını yayınladı. Araştırmaya göre, bir veri ihlalinin maliyeti, son beş yılda yüzde 12 artarak ortalama 3,92 milyon dolara ulaştı.

Türkiye’den 22 şirketin de katıldığı araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’de veri ihlalinin ortalama toplam maliyetiyse önceki yıla kıyasla yüzde 18,5 artarak 11,15 milyon TL’ye yükseldi. Kayıp ve çalıntı her verinin maliyeti de yüzde 23,3 oranında bir artışla 570 TL’ye ulaştı. Veri ihlallerinin yüzde 45’inin nedeni ise kötü amaçlı veya suç niteliğindeki saldırılardan oluştu.

Dünya genelinde geçtiğimiz yıl ihlal olayı yaşamış olan 500’ü aşkın şirketle yapılan kapsamlı mülakatlar sonucunda hazırlanan raporda, 500’den az çalışanı bulunan işletmelerin, veri ihlalleri sonucunda ortalama 2,5 milyon doların üzerinde kayıp yaşadığı belirtildi.

Raporda, bu yıl ilk kez veri ihlalinin uzun vadedeki finansal etkisi de incelenerek, etkilerinin yıllarca hissedildiği saptandı. Veri ihlali maliyetlerinin ortalama yüzde 67’si ihlali izleyen ilk yıl içinde, yüzde 22’si ikinci yılda ve diğer yüzde 11’i ise veri ihlalinden sonra iki yıldan daha uzun bir sürede gerçekleşiyor. Ayrıca uzun vadeli maliyetlerin sağlık, finans hizmetleri, enerji ve ilaç sektörü gibi yasal düzenlemelere tabi kuruluşlar için ikinci ve üçüncü yıllarda daha yüksek olduğu gözlemlendi.

IBM Türkiye’nin Güvenlikten Sorumlu Ülke Lideri Engin Özbay da rapor hakkında görüşlerini şu şekilde belirtti: “Daha önce hiç olmadığı kadar fazla veri, birbirine bağlı cihazlar ve bilişim gücüyle hızlı ve büyük bir değişim çağındayız. Bu durum işletmelere müthiş fırsatlar sunarken, aynı zamanda kuruluşlar içindeki veri ihlali olasılıklarını da artırıyor. Kuruluşların yalnızca geçtiğimiz 3 yıl içinde 11,7 milyarın üzerinde kayıp veya çalıntı kayıtla karşı karşıya kalmasıyla birlikte, şirketlerin, veri ihlalinin kârlılıkları üzerinde yapabileceği tüm finansal etkinin farkında olmaları ve bu maliyetleri nasıl düşürebilecekleri konusuna odaklanmaları gerekiyor. Rapor sonuçları, bize siber olaylara müdahale konusunda hazırlıklı olan ve şifrelemeyi geniş çapta kullanan şirketlerin maliyetleri azalttığını gösteriyor.”

Bu yılın raporlarından elde edilen başlıca bulgular ise şöyle:

Kötü amaçlı ihlaller en yaygın ve pahalı ihlaller. Araştırmada yer alan veri ihlallerinin yarıdan fazlası kötü amaçlı siber saldırılardan kaynaklanıyor.

Büyük ihlaller büyük kayıplara yol açıyor. 1 milyondan fazla kayıt ihlali şirketlere tahmini olarak 42 milyon dolarlık kayıp maliyetine yol açıyor. Kayıt ihlali 50 milyona ulaşınca ise bu maliyet 388 milyon doları buluyor.

Siber olaylara müdahale tatbikatı yapmak mükemmel sonuçlar sağlıyor. Siber olaylara müdahale planlarını kapsamlı biçimde test etmiş ve siber olaya müdahale ekibi olan şirketlerin veri ihlali maliyetleri, hiçbir önlem almamış olanlardan ortalama 1,23 milyon dolar daha az.

Sağlık alanındaki ihlaller en yüksek maliyetlere yol açıyor. Sağlık kuruluşları art arda 9 yıl boyunca ortalama 6,5 milyon dolar tutarında maliyetle karşı karşıya kaldı. Bu rakam, araştırmada yer alan diğer sektörlerin maliyetinin yüzde 60’ından fazla.

Araştırmaya göre, ihlallere müdahale en yüksek tasarrufu sağlayan etken olmaya ise devam ediyor. Bir ihlali 200 günden kısa sürede tespit edip sınırlandırmayı başaran şirketler, toplam ihlal maliyetine 1,2 milyon dolar daha az harcama yaptığı da tespit edildi.

İnsan ne ile yaşar

Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik hikâyesi anlatılır.

Tolstoy’un “İnsan Ne İle Yaşar” adlı kitabında, çiftçi Pahom’un hazin ve ibretlik hikâyesi anlatılır. Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talepte bulunur. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar katettiğin bütün yerler senin fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım. Yoksa bütün hakkını kaybedersin.” der.
Pahom güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir araziyi es geçemez. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Koşar, koşar, ama kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz.

Reis, atı üzerinde olanları yeis ile izlemektedir. Daha evvel kaç defa şahit olduğu hadise yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u defnederler. Reis Pahom’un mezarının başında durur ve hüzünle mırıldanır: “Bir insana işte bu kadar toprak yetiyor!”
Ve bazıları öyle bağlanır ki hayata, bu diyardan göçüp gideceği fikri zamanla yitip gider aklından…

Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev… Gözlerimiz midelerimizden, arzularımız ihtiyaçlarımızdan daha büyük…

Ve insan yaşlandıkça besler, gençleştirir arzularını. Biriktirdikçe hayata olan bağlarını artırır. Öyle bağlanır ki hayata, bir gün bu diyardan göçüp gideceği fikri zamanla yitip gider aklından…

Tüketmeye de çok meraklıdır insan. Biriktirdiği paranın, eşyanın, malın-mülkün yanında zaman tüketir, söz tüketir… Benlik biriktirirken, benliğini tüketir…

Sofraya koyabildiğimiz bir bardak çayın, zeytine, ekmeğe ulaşabilmenin bir zenginlik olduğunu ne zaman fark edeceğiz.
Doldurabildiği bir cüzdanı olmasa da, bir evi muhabbetle, kanaatle dolduran bir kadının, akşamları evine gelen, ekmek getiren, eline sağlık diyen bir erkeğin, zenginlik olduğunu ne zaman anlayacağız?

Gören bir gözü, tutan bir eli, yürüyen bir ayağı satın alamayacak ve kaybedince tekrar sahip olamayacak kadar aslında fakiriz hepimiz.

1
Merhaba
Size nasıl yardımcı olabilirim
Powered by